| Benim Penceremden Hayat ... |
Neşet Ertaş'tan...![]() Cahildim dünyanın rengine kandım hayale aldandım boşuna yandım seni ilelebet benimsin sandım ölürüm sevdiğim zehirim sensin evvelim sen oldun ahirim sensin sözüm yok şu benden kırıldığına gidip başka dala sarıldığıma gönülüm inanmıyor ayrıldığına gözyaşım sen oldun kahirim sensin evvelim sen oldun ahirim sensin garibim can yıkıp gönül kırmadım senden ayrı ben bir mekan kurmadım daha bir gönüle ikrar vermedim batınım sen oldun zahirim sensin evvelim sen oldun ahirim sensin... ************* Neşet Ertaş Ustanın ne güzel eseridir... Hani, yangın yerinin ortasında kavrulurken, bir de kor demirlerle dağlanmak gibidir yetmezmiş gibi...Off off... Aklıma geldi, önüme çıktı dinledim işte... 22:02 - 5/11/2009 - yorum {yok} - yorum yazCumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun...
"O günlerde bütün gazeteciler ve halk merakta idi. Bir yenilik var… Fakat bu nedir ? Bir türlü belli olmuyordu. Ben o zamanlar Öğüt Gazetesinde çalışıyordum. Meclisin bütün toplantılarına devam ediyordum. Atatürk Çankaya'da kendisine konuk olan arkadaşlarına Cumhuriyet'i ilan etmenin zamanı geldiğini, bildiriyor. Bunun için anayasada değişiklik yapmak gerektiğini açıklıyordu. 28 Ekim 1923 günü konukları gittikten sonra İsmet İnönü ile birlikte anayasada ne gibi değişiklikler yapılacağını görüştüler. 1923 yılının Ekim ayının yirmi dokuzuncu Pazartesi sabahı idi. Güneşli bir hava. Samanpazarı ve Karaoğlan'dan insanlar sel gibi meclise doğru akıyordu. Kalpaklı, başlıklı, fesli erkekler ve bunların arasında kadınlar, meclisin karşısındaki Millet Bahçesi'ne meydana toplanmışlardı. Halk Millet Meclisinin kararını merakla bekliyordu. Birçokları tanımadıkları milletvekillerine yaklaşıyor, haber soruyordu. Güneş battı. Karanlık bastı. Buna rağmen halk dağılmıyordu. Hepimiz sabırsızlıkla bir haber bekliyorduk. Meclisin dar kapısından bir milletvekili çıktı. Orada bulunan gazeteciler, hepimiz milletvekilinin etrafını çevirdik. Milletvekili :Şu dakika içerde pek mutlu ve tarihsel kararlar veriliyor, dedi. Dışarıya sızan haber bu kadardı. Akşam saat on sekiz kırk beş'ti Millet Meclisi oturumu açıldı. Donuk bir ışık. Sağda dinleyicilere ayrılmış bir yer, solda gazeteciler balkonu, ortada okul sıralarında oturmuş milletvekilleri, Atatürk yok. Bütün milletvekilleri sıkışık bir durumda oturuyorlardı. Bu sessizlik içinde İsmet İnönü : Anayasanın birinci maddesinin "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye Devletinin hükümet şekli cumhuriyettir" biçiminde değiştirilmesi için görüşme açılsın dedi. Değiştirilmesi istenen başka maddeler de vardı. Değişiklik isteği üzerine birçok milletvekili söz aldı. Heyecanlı konuşmalar yapıldı. Bu sırada milli şair Mehmet Emin Yurdakul söz alarak orada bulunanları "Yaşasın Cumhuriyet" diye bağırmaya davet etti. Bütün milletvekilleri tek bir vücut gibi harekete geçti, ayağa kalktılar. Gün görmüş gaziler, generaller, kalemleriyle, kılıçlarıyla bu memlekete hizmet etmiş kahramanlar dimdik durdular. Sonra hep bir ağızdan "Yaşasın Cumhuriyet" diye bağırdılar. Anayasa değişikliği görüşmeleri tamamlandıktan sonra değişiklik isteği oya sunuldu. Bütün eller "kabul" diye kalktı. Türkiye devletinin cumhuriyet olduğunu belirleyen değişiklik oy birliği ile kabul edildi. Saat sekiz buçuktu. Bu dakikadan itibaren Türkiye Devleti'nin adı Cumhuriyet olmuştu. Bu cumhuriyete bir başkan seçmek gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanlığı seçimine 158 milletvekili katıldı. Ankara milletvekili Gazi Mustafa Kemal Cumhurbaşkanlığına seçildi. Bu anda Kemal Atatürk meclis salonunda göründü. Alkışlar arasında kürsüye çıktı. Herkes Atatürk'ü dinliyordu. Konuşmasını bitirdiği zaman uzun uzun alkışlandı. Gök gürültüsünü andıran alkışlar arasında Atatürk yerine oturdu. Halk meclisin önünde bekliyordu. Cumhuriyetin ilanını ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanı seçildiğini duyunca coştu. Bu arada 101 pare top atıldı. Top sesleri Türk ulusuna cumhuriyeti ilan ediyordu. Türk ulusu, yıllardan beri hasretini çektiği egemenliğe ve cumhuriyete kavuşmuştu." 23:55 - 28/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazAtatürk Diyor ki...
*** Benim nâçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. *** Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz. *** Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı, Türk topluluğudur. *** Cumhuriyet fikir serbestliği taraftandır. Samimî ve meşru olmak şartıyla, her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. *** Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. *** Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. *** Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. *** Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. 23:13 - 28/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazBugün... Durmadan dalgalan şanlı bayrağım, Yurdumun en büyük bayramı bugün. Ufuklar gül açsın, gülsün toprağım, Yurdumun en büyük bayramı bugün. Ağaçlar bezensin, dallar süslensin, Bahçeler donansı güller süslensin. Ata'nın geçtiği yollar süslendin. Yurdumun en büyük bayramı bugün. Yurt için savaşmak bir şanlı düğün, Yaşamak tutkusu her şeyden üstün. İstiklal sevdası ufkumuzda gün, Yurdumun en büyük bayramı bugün. Tarihe sığmayan şanlar Türk'ündür, Ölümden korkmayan canlar Türk'ündür. Bayrağa renk veren, kanlar Türk'ündür, Yurdumun en büyük bayramı bugün. Ata'mız her zaman kalbimizde hız, Ülkümüz uğrunda ölmek andımız. Şölenler kurulsun, içilsin kımız, Yurdumun en büyük bayramı bugün. Kanını toprağa katanımız var, Bayrağın altında yatanımız var, Destanlar kaynağı vatanımız var, Yurdumun en büyük bayramı bugün. Uluğ TURANLIOĞLU 00:00 - 28/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazSessiz Sevda...
23:38 - 24/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazBeyoğlu Sahaf Festivali...
23:17 - 11/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazÖzgürlük...![]() Özgürlük... Çok hassas ve içeriği gerçekten çok önemli olan bir kelime... Hani okul bilgilerimi tazeleyecek olsam, (özgürlükler hukuku diye bir ders görmüştük okuldayken) özgürlük kelimesi, anlamı, sınırları kalın bir kitabın konusu olurdu herhalde... Valla blogu böyle uzun ve hassas bir konuda bir makale tadında dolduracak değilim elbet... Ama son zamanlarda aklıma takılan şeyler oluyor televizyon izledikçe ya da gazetede ya da çevrede gördükçe... "Özgürlük" nedense, kaybedilince önemi anlaşılan ve bir insanın sahip olabileceği en büyük değerlerden biri bence... Misal, Deniz Seki...Aslında hiç niyetim yoktu bu konuya girmeye ama, Allah kimsenin başına vermesin... Haklı ya da haksız ayrı konu, hakedenler elbette bu cezayı çekmek zorundalar buna diyecek hiçbir sözüm yok ama özgür, rahat bir yaşamın içinden bir hücrede günlerce, aylarca, hiçbirşeyden habersiz, gökyüzünü bile görmeden (ki ben iki gün evden çıkmasam patlıyorum), sevdiklerinden uzak bir başına, yapayalnız... Kötü bir şey bu... Kaba tabirle eskiden beri kullandığımız tanım neydi, "bir kişinin özgürlüğünün sınırları, diğerinin özgürlüğünün başladığı yerde biter"... Ya da buna benzer bir cümle... Konuyu nereye getireceğimi anladınız mı bilmiyorum? Sigara yasağı... Sigara içmiyorum, üniversite yıllarında bir kaç kez denemişliğim vardır, her genç gibi:) Ama sevmedim... Memnunum tabii halimden...Benim arkadaşlarımın çoğu sigaraya bir sosyalleşme aracı olarak başladı, bir çoğu da başımıza tiryaki olup çıktı:) Şaka bir yana öyle böyle başladıktan sonra bırakmak çok zor... Bunu bir çok arkadaşımda yaşadım... Bu nedenle sigara kötü bir alışkanlık... İşte bu yüzden aslında getirilen sigara yasağına aslında hiç karşı değilim... Sonuna kadar da destekliyorum... Sigara konusunda elbette herkes özgür... Ne de olsa herkes kendi sağlığından sorumlu ama sigara işte öyle birşey değil... Hani içki desek neyse... İçki sadece içen insana zarar veriyor, sadece kendine derken, işin manevi ve sosyal boyutuna girmiyorum tabii...Mesela bir barda, meyhanede kafa çekerken yan tarafta içmeyen birine bir zararınız olmuyor... Ama sigara öyle değil ki, safi duman... Hele bir de dudak tiryakileri var ki, içine çekmeden öylece dudakta tutarlar o sigarayı ve kendilerine de olmaz zararı, sadece çevresindekilere... Eski çalıştığım yerde iş arakadaşlarımın ikisi de tam tiryaki idi... Biri bırakmaya çalışıyor ama bir çaba göstermiyordu, diğeri tam tersi içmeye bayılıyordu...Bense yıllarca onların yanında bir pasif içici olarak yaşadım... Hadi yazın kapı, pencere açıp durumu kurtarıyorsun da, kışın o da mümkün değil... Hele bir sigara içen müvekkiller de gelince büroya, değmeyin keyfime yani:) Ciğerlerim dolardı ve öksürük nöbetleri yaşardım, bir de tabii onca güzel giysimin leş gibi kokması da cabası... Tamam sigara içmek onların hakkı, özgür tercihi de peki ya ben? Benim özgürlük alanım ihlal edilmiyor mu sizce? Ben sevmiyorum ve sevmek zorunda değilim. Bu da benim tercihim... Ne yazık hala bir sosyalleşme aracı olarak görüldüğünde, özendirici etkisi çok fazla ve bu yüzdendir ki, sigaraya başlama yaşı çok ama çok düştü... İşte bu yüzden de sonuna kadar karşıyım sigaraya! İşte bütün bu sebeplerle, sigaradan nefret ettim ve açıkçası bu yasağı da sonuna kadar destekliyorum... Bilmiyorum nasıl bir çaresi bulunur, ne yapar ne ederler ama lütfen benim ve benim gibilerin özgürlük alanını ihlal etmesinler:) Madem özgürlükten ve özgürlüğün sınırlarından dem vurdum bugün, bahsetmeden geçemeyeceğim bir husus daha var... O da magazin gazeteciliği... Eskiden beri şöhretli insanların hayatları hep merak edilir, gündem konusu olurmuş ve bu yüzden magazin gazeteciliği ayrı bir dal olarak gelişmiş, önem kazanmış... Tamam bu arz-talep meselesi ama tarzı yanlış, yaklaşımı yanlış... Mikrofonu, kamerayı eline alıp, bir meşhur bar ya da restaurantın önüne mevzilenip, ordan çıkan bir ünlünün burnuna mikrofonu dayayıp, abuk subuk sorularla adamı bezdirmek değil bence, yani bu kadar basit olmamalı bu gazetecilik... Tamam belki bunların %80 i danışıklı döğüş, bir kısmı bunlardan beslenip, şöhretini, tanınırlığını bu sayede ayakta tutmaya çalışıyor, hatta kendisi arayıp haber veriyor "burdayım, gelin beni çekin" diye de... Ya bana çok düzeysiz geliyor ya da ben anlamıyorum gerçekten... Özgürlük deyince aslında daha çok konu bulurum yazacak, anlatacak... Mesela geçen Taksim'de çıkan olaylar... Bir protesto, yürüyüş, tepki gösterme özgürlüğü vardır... Ama bu gösteriler o özgürlüğün temsili değildir... Ne yazık ki, herşeyimiz ters... Ayakta Nike, Adidas, Converse, Levis, ceplerde Nokia, kolda Swatch, evlerde hp, toshiba ondan sonra "kahrolsun emperyalizm"... Bu ne perhiz, ne lahana turşusu...Böyle saçma bir protesto olamaz! Uçsuz bucaksız bir konu bu... Ama ne yazık ki, sınırları hep birileri tarafından ihlal edilen, ya da özgürlük deyince her türlü hakka sahip olunacağı düşünülen geniş bir kavram... Hani Woody Allen'ın ismin şu an hatırlayamadığım bir filminde bolca geçen iki kelime gibi: "Kavram kargaşası"... Herkese özgürce yaşayacağınız mutluluk dolu günler diliyorum... 21:46 - 9/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazSes...
21:52 - 6/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazBir Hitit Duası...![]() İşte bir önceki yazıdaki gibi, yorgun ve karışmış bir ruh hali içinde olduğumda şu yazı gelir aklıma... Bu bir Hitit duasıymış... MÖ. 2000 yılında dile getirilmiş sanırım... Doğru ya da yanlış bilmiyorum... Ama bu duaya aynen katılıyorum. * * * * * * * * * * 23:21 - 4/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazHayat Koşusu...
22:24 - 4/10/2009 - yorum {yok} - yorum yaz
|
Dalgaların Sesi![]() Çocukluğumuzda saklı geleceğimiz belki de... Bizi kavuran güneşe minnettar oluşumuzdan kısacık mutlu anlarımız, Aşkımızı denize borçluyuz, Dostluklarımız iyot kokulu, denizsiz kentte boğuluşumuz bundan... Analarımız yaptığı yemeği komşuya tattırmadan tadına varamayan Anadolu'nun güzel insanı, Babalarımız kadehini dostuyla tokuşturmadan içemeyen Ege efesi... Dosta, sevgiliye, aşka verdiğimiz bunca değer çocukluğumuzda saklı belki de... Okuyorum-Öğreniyorum UNICEF Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Amatör Denizcilik Federasyonu Uzaklar Yollarda Bozcaada Tenedos Bozcaada Rehberi Maziden Kalanlar Gurme Rehberi Yelken Dünyası Sezen Aksu Barış Nerede cuneyt360.com Bulunduğum Yerden Manzara Özlem Pansiyon 80ler.com Sinemaskop Gemi Modelciliği Tersane Model Ekşi Sözlük Büyük Keyif <%%> Geçmiş Zaman Olur ki... - Neşet Ertaş'tan... - En büyük risk, risk almamaktır... - Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun... - Atatürk Diyor ki... - Bugün... - Sessiz Sevda... - Beyoğlu Sahaf Festivali... - Özgürlük... - Ses... - Bir Hitit Duası...
|
![Dali_Young_Woman_Junges_Maedchen_Fenster_Window_HA1126_g[1].jpg](http://www.fileupyours.com/files/264321/Dali_Young_Woman_Junges_Maedchen_Fenster_Window_HA1126_g%5B1%5D.jpg)